The Blackjacks:
Davullarda Mike Smirnoff… Gitarlarda Buddy Speir… ve basta Nate Ihara.
Bu tabloda bir yamuk görüyor musunuz? Eğer görmüyorsanız, Welbilt isimli olağanüstü grubun diziliminden bi’ habersiniz demektir.
Davullarda Mike Smirnoff… Gitarlarda Buddy Speir… ve vokalde Nate Ihara.
“Argh!”, çünkü bu durumu yorumlayacak başka kelime bulamıyorum. Çünkü Welbilt, “hayatlarına farklı yerler ve yönlerde devam etmek için” dağılmıştı. Sonra gidip toplu halde başka bir adamın grubuna dahil oldular, ve o güzel sesli vokalist gidip karga sesli adamın grubunda bas çalmaya başladı! Müzikler çok tanıdık, haliyle, çünkü Buddy Speir bilindik rock’ın içinde kendine has bir ses yaratabilen bir insan. Ama vokaller öldürüyor insanı.
Neyse ki Nate Ihara kendi solo albümü üzerinde çalışıyor, ve MySpace’inden dinlenebilen “Rainy Day” demosuna bakılırsa, Welbilt’in sizi anlattığını hissettiğiniz sözleri ve sade ama hoş melodisi Nate’le devam edecek.
Ayıp yani… Ulaşım ücretinin, ürün ücretinden fazla tutması… Üstelik bu “indirimli” hali…

Başkan yardımcılığından (yapılan hakaret ve iftiralar eşliğinde) geçtiğimiz sene istifa ettiğim Sinema Kulübü’nün, Basın Yayın Kulübü’nün başkanlığını ve sinema editörlüğünü yürüttüğüm bu dönem içerisinde gereken bilgileri “aramız bozuk olduğu için” bana değil de baş editöre göndermekte ısrar ederek tüm kulübün işleyişini alt üst etmesine rağmen, bana hâlâ reklam amaçlı e-postalar gönderiyor olması gerçekten enteresan…
Hepsini aldım. Hepsi benim.
Time Machine muhteşem bir şey. Sırf ona güvenerek, eve geldim ve bir sürü film sildim bilgisayarımdan. Okula dönünce diski bağlayıp eski bir tarihe gidip, hop çekeceğim oradan. Geri kalan bölüntüye de ayrıca müzikleri aktarmak lazım ama.
HP W2207 diye aldığım monitör de W2207H çıktı. Olsun. Sonuçta DVI’ı HDMI’a çeviren bir adaptörle gayet güzel dijital olarak kullanabiliyorum. Bir de pivot özelliği var ki, değmeyin kod yazarken keyfime…
Apple Wireless Keyboard, bunların içinde en pahalı olanı. Dalga geçiyorum, tabii ki değil. Ama yine de en pahalı gelenlerinden biri. Üç tane klavye yerine bir tane 22″ monitör alabiliyorsun. Yeni monitörümü ana monitör olarak kullanmak için mecburdum almaya, çünkü MacBook’um yanda kalıyordu. Bu klavye de MacBook klavyemin birebir aynısı, oldukça memnunum.
Hoş, yine de, Honda Civic’i tercih ederdim sanki. Sağlık olsun.
WordPress 2.5′e geçmenin şerefine (ne alakaysa, sanki ben yazdım yazılımı) kendime bir iyilik yaptım, SliceHost’tan kendime bir 256′lık VPS dilimi aldım.
Bütün bu blogları Dreamhost’ta tutmaya karar verdim, ama şu âna kadar burada hiç bahsetmediğim 4 adet sitemi SliceHost’taki hesabıma aktarmaya başladım bile. Bir tanesi tam anlamıyla çalışıyor, diğerini yeni açtım, diğer ikisi ise yakında gelecek.
Korkarım 256′lık bir dilim yetmeyecek yakında, ama şimdilik gayet rahat gidiyorum. İşin en güzel tarafı, her şeyi kendin kurduğun için inanılmaz esneklik sağlaması.
Dipnot: Yılda sırf alan adına 310YTL veriyormuşum. 16 adet alan adı için 205, sırf tek “.im”li alan adı için 105 lira.
Dip-dipnot: WordPress 2.5′in tam ekran yazma modu bir harika.
Dip-dip-dipnot: Yakında VPS’lerle ilgili bunun gibi bir yazı yazacağım.
B.ku-çıkana-kadar-dipnot: WordPress’in kullanıcı veritabanı sisteminden ve eklenti mekanizmasından anlayan beri gelsin. Ciddi sorunlarım var, uğraşacak vaktim yok.
Mart 29, 2008
13:37
Çok geek olmuşum. İki gündür saat tam 13:37′de saate bakıyorum, ve seviniyorum.
Biraz da uzun bir yazı yazmak lazım arada. Böyle olmuyor. Ama şimdilik böyle.
Bizim okul, parasını verdiği bantgenişliğini aşınca n’apıyor? Hayır, ekstra para vermiyor, direkt en çok para giden kaynağı engelliyor. Bu ilk sene Limewire ve KaZaA ağlarıydı, ikinci sene BitTorrent oldu, şu anda ise YouTube. Fakat YouTube’daki sorun sitenin hiç açılmaması değil. Site açılıyor, ama bir şeyleri yükleyemiyor, ve dolayısıyla site bozuk çıkıyor.

Devamını okuyun »